Yazar Mario Levi’nin Yaratıcı Yazarlık Eğitimi Notları şu şekildedir:
İyi ve çarpıcı bir başlangıç hikâyenin içinden çıkar.
Yazmaya nereden ve nasıl başlanmalı? Bir hikâye ya da romanın giriş cümlesini çarpıcı kılmanın sırrı nedir? Yazarlık için yetenekten önemli iki özellik nedir? Yazarın yazmaya devam edememesine ne sebep olur? Peki kişi yazdıklarını nasıl değerlendirmeli? Yazar Mario Levi, Yaratıcı Yazarlık Eğitimi’nde yazarlığa dair merak edilenleri cevaplıyor, yazarlık yolculuğuna yeni çıkanlar için yol gösterici çalışma yöntemleri paylaşıyor!
Bölüm 1 – Yazabilmenin Ardındaki İki Sihirli Kelime
Yazmak, bir keşif yolculuğudur. Bu yolculuktaki en önemli unsurlardan biri de samimiyettir.
Yazarlık söz konusu olduğunda yetenekten önemli olan iki yol gösterici unsur tutku ve sabırdır.
Yazma uğraşı her şeyden önce tutkulu olmayı,
bu tutkuyu sürdürebilmeyi ve sabırla çabalamayı gerektirir.
Bölüm 2 – İyi Bir Yazının Önünde Duran Engeller
İyi bir yazı, kurgusu iyi, hikâyesi güçlü, dili sağlam olan yazıdır.
Tüm bunlardan önce iyi bir yazı, yazarın inandığı ve arkasında durmak istediği yazıdır.
İyi bir yazının önünde duran ilk engel dildeki eksikliklerdir.
Kişi kendini iyi ifade edebilmek için mutlaka dile ve dilin duygusuna hâkim olmalı, olanaklarını keşfetmiş olmalıdır.
İyi bir yazının önünde duran diğer bir engel de içselleştirilmiş bilginin eksikliğidir.
İyi bir yazının derinliğinde, bireysel tarihin yanı sıra toplumsal hafızanın da beslediği bir yaşanmışlık mutlaka olmalıdır.
Yazarın ve iyi bir yazarın arasındaki engellerden biri de yazarın yazdıklarını gözetleyen, yorumlayan ve hatta yargılayan bir çift göz olduğu hissine kapılmasıdır.
Bölüm 3 – Hikâye Nedir?
Bir hikâyede kullanılacak öğelerin tümü işlevsel olmalıdır.
Hikâye içinde herhangi bir işlevi olmayan ayrıntılara ve tasvirlere yer verilmemelidir.
Hikâye ve romanların giriş cümlesi mutlaka çok etkileyici ve keskin olmalıdır.
Okur, giriş cümlesiyle konuya girebilmelidir.
Çarpıcı bir başlangıç için, önce yazılan hikâye bitirilmelidir.
İyi bir başlangıç mutlaka hikâyenin içinden çıkar.
Tıpkı başlangıç cümlesi gibi hikâye başlığı da oldukça önemlidir ve her zaman bütün hikâye yazıldıktan sonra bulunur.
Bölüm 4 – Sadece Bir Odaya Kapanarak Yazabilir Miyiz?
Bir odaya kapanarak yazmak da kişinin tercih edebileceği yöntemler arasındadır ancak bir yazar gündelik hayattan da beslenmelidir. Önemli olan hayatın içinde olmaktır.
Yazma yöntemlerinden birinde kişi iki defter edinir. Birinci deftere günlük hayatında gördüğü insanlarla ilgili notlar alır, onlara birer hayat uydurur. Bu alıştırma sadece haftada iki kez yapıldığında bile bir yılın sonunda kişi yüzden fazla karakter yaratabilir.
İkinci deftere günlük hayatın akışından, şarkılardan, filmlerden, bir romandan ya da bir hikâyeden alınan sözler yazılır. Not alınan sözün hemen ardından kişi, herhangi bir kurgu yaratma amacı gütmeden bu sözün ona çağrıştırdıklarını yazar.
Bölüm 5 – Nasıl Çalışmalıyım?
Yazarlık üzerinde çalışan kişi gündelik hayatının tercihen iki, en az bir saatini yazıya ayırmalı ve her gün yazı yazmasa dahi yazı masasında vakit geçirmelidir.
Kişi yazı masasının başında beklemedikleriyle karşılaşabilir.
Yazan kişi büyük bir hevesle başladığı bir hikâyeye devam edemeyebilir.
Bu durumun sebeplerinden biri, yazarın bu hikâye özelinde yazacak bir şeyi olmamasıdır.
Yazıyı sürdürememe durumunun 10-15 dakika boyunca sürmesi durumunda kişi üzerinde çalıştığı yazıyı yazmayı bırakmalıdır.
Yazının önüne geçen engellerden biri de yazan kişiyi engelleyen, henüz ne olduğunu ya da sebebini bilmediği bir durumun varlığıdır.
Bu engelle mücadele etme yolculuğu yazının en önemli yolculuğudur.
Bu yolculuk beraberinde yepyeni soruları getirecektir.
Müzik dinlemek yazarlık çalışmalarına faydalı olabilir.
Kişi özellikle duygularını harekete geçiren, onun için anısı olan müziklerden faydalanabilir.
Bölüm 6 – Hayatım Gerçekten Roman Mı?
Roman yazarının yola çıkış güçlerinden biri hayatı ve yaşadıkları olabilir.
Yazmak, kişiye aynı zamanda keşif yapma imkânı sunar.
Bu durum, yazının bir anlamda ototerapî işlevi görmesine de imkân tanıyacaktır.
Bir roman yazarının ikinci kaynağı toplumsal hafıza olabilir.
Toplumsal sorunları derinlemesine bilen kişi, bu sorunlardan yola çıkarak iyi metinler yaratabilir.
Bölüm 7 – Romanın Farklı Boyutları
Roman türü söz konusu olduğunda aranan iki önemli unsur hikâye ve karakterdir. Karakter, bir dünya görüşünün temsilcisi olan, tek boyutlu bir yapıya sahip olan “tip” ile karıştırılmamalıdır.
Bir romanın dil boyutu, tarih boyutu, felsefi boyutu ve psikolojik boyutu olmak üzere dört boyutu olmalıdır. Romanın dil boyutu, mutlaka bir üslubu olmasını gerektirir.
Romanın felsefe boyutu, mutlaka bir dünya görüşü anlatmasını gerektirir.
Romanın psikolojik boyutu ise karakterle birlikte onun ruh dünyasını da anlatmayı, derinlik oluşturmayı gerektirir.
Bölüm 8 – Gezi Kitapları
Yazarın kaleme aldığı gezi kitabında kalıcılığa önem vermesi durumunda, anlatacaklarını hikâyeleştirerek yazması önerilir.
Gezi kitaplarında önemli olan faktörlerden biri, anlatılan şehir ya da ülkelerle kurulan bağ ve bu bağın hissettirdiklerinin anlatılmasıdır.
Gezi kitaplarında asıl önemli olan yazarın bir anlamda hikâyeci olması; esere kendi bakış açısını, kendi duygularını, gerektiğinde tecrübelerini yansıtabilmesidir.
Bölüm 9 – Biyografiler ve Otobiyografiler
Biyografi söz konusu olduğunda en ideali, birinin hayatının belgelere ve şahitlere dayanarak anlatıldığı ancak roman kurgusuyla yazılan “romanlaştırılmış biyografi” denen türdür.
Biyografi yazarı tıpkı bir dedektif gibi çalışır.
Biyografi yazarını bekleyen bir tehlike hayranlık ya da sevgi beslediği kişiyle ilgili araştırma yaparken karşılaşabileceği, yazdığı kişinin zihnindeki imgesini sarsacak olumsuzluklardır.
Yazar karşılaştığı olumsuzlukları; olumsuz tepkileri de göze alarak tüm çıplaklığıyla anlatabilir, tarihi tahrif etmeyi göze alarak göz ardı edebilir ya da kişiyi anlatmaktan vazgeçebilir. Bu noktada bir seçim yapması gerekir.
Otobiyografi türü söz konusu olduğunda kişinin kendine sorması gereken, belirli bir yaştan sonra olumsuzluklar dahil kendine dair her şeyi samimi bir şekilde anlatıp anlatamayacağıdır.
Bölüm 10 – Yazarken Bizi Hangi Sürprizler Bekler?
Yazar yazacağı hikâyeyi önce zihninde yazmalı, yazma eylemini gerçekleştirirken ne yazacağını bilmelidir. Bazı kahramanları çok iyi tanıyarak yola çıkmak da yazma sürecine faydalı olabilir.
Yazma yolculuğuna hikâye hakkında olgunlaşmış gelişmiş bir bilgi ve fikirle başlamak gerekir.
Yazar, yazma yolculuğunun büyüsünü göz önünde bulundurarak sürprizlere de açık kapı bırakmalıdır.
Yazar yazmaya başlarken henüz düşünmediği fikirlerle süreç içinde karşılaşabilir.
Yazar yazma yolculuğuna ne yazacağını bilerek ancak nasıl yazacağına karar vermeden başlamalıdır.
Bölüm 11 – Etkilenmekten Korkmalı Mıyım?
Kişi okuduğu yazılardan ve yazarlardan yola çıkarak işlenecek hiçbir konu kalmadığı ya da bazı konuların daha iyi anlatılamayacağı kaygısına kapılmamalıdır. Bu kaygı kişiyi yazmaktan alıkoyar.
Yazarların yazılarına birilerinin etkisini taşıması gayet olağandır. Bu durum kişinin kendi sesini bulma yolculuğunun doğal bir parçasıdır.
Bölüm 12 – Yazdıklarımı Nasıl Değerlendirmeliyim?
Yazıyı en iyi zaman değerlendirir. Her yazarın ve yazının bir zamanı vardır.
Her sahici eser sahici okurunu er ya da geç bulur.
Kişi yazarlık yolculuğunda doğru bir yerde durduğuna, ancak yazdıklarını içinde hissettiğinde inanabilir.
Yazar başkalarının okumasını isteyeceği kitapları değil, mutlaka ama mutlaka kendi okumak isteyeceği kitaplar yazmayı hedeflemelidir.